Saturday, December 6, 2014
kladdkaka
kaka isveçce kek, pasta, kurabiye demek. kladd da yapışkan demek. kakaolu, içi yumuşak ve dışı kıtır kıtır bir kek bu. isveçliler kahve yanında çok sever. hatta krem şanti gibi bir krema ile servis ederler.
100 gr tereyağ
2 yumurta
2.5 dl toz şeker
1 yemek kaşığı vanilya
3 yemek kaşığı kakao
2 dl un
tereyağı eritip soğumaya bırakıyoruz.
bir kaba yumurtaları kırıp üzerine şekeri döküyoruz. mikserle iyice karıştırıyoruz. üzerine vanilya ve kakaoyu koyup gene iyice karıştırıyoruz. sonra unu ekleyip karıştırmaya devam ediyoruz.
bu arada fırını 175 derecede açıyoruz, ısınıyor..
son olarak tereyağı da ekleyip mikserle güzelce karıştırıyoruz. adeta şokella kıvamında bir hamur oluyor.
20 cm'lik bir fırın kabına ya da kelepçeli kek kalıbına hamuru döküyoruz. çok fazla bir hamur olmuyor. kalıbın tamamını kaplamıyor gibi oluyor. kalıbı sağa sola eğerek her tarafa yayılmasını sağlayabilirsiniz.
ısınmış fırında 20 dakika pişiyor. kesinlikle daha fazla değil. hatta 1-2 dakika daha az pişirirseniz içi daha yapışkan oluyor.
harika bir kek. o kadar da basit ki. kremasız yedik biz. biter bitmez yeniden mi yapsam diye düşünüyor insan :)
Saturday, November 29, 2014
simit
3 dl su
7 dl un
1.5 çay kaşığı tuz
3 çay kaşığı kuru maya
üzeri için
pekmez
susam
malzemeleri yukardaki sırayla ekmek makinasının haznesine koyup hamur programını çalıştırıyoruz. yaklaşık 1.5 saatlık programda makina hamuru yoğuruyor ve mayalandırıyor.
hamuru elle de yoğurmak mümkün tabii. yoğurup üzeri kapalı 1 saat dinlendirebilirsiniz bu durumda.
sonra hamurdan yumurta büyüklüğünde iki parça alıp elimizle mutfak tezgahında ya da masada yuvarlayarak silindir şeklinde uzatıyoruz. iki parçayı birbirine dolayıp iki ucunu birleştirip halka yapıyoruz.
bir tabağa biraz pekmez döküp az suyla sulandırıyoruz. bir tabağa da susam döküyoruz.
halka yaptığımız her bir simiti önce pekmeze batırıp sonra susama buluyor ve yanmaz kağıt koyduğumuz fırın tepsisine yerleştiriyoruz. tüm simitleri aynı şekilde hazırlıyoruz. bu ölçülerle sokak simitinden biraz küçük 5 simit oldu.
180 derece fırında simitler kızarana kadar pişiriyoruz.
çok basit bir tarif. simitler çok güzel oldu :)
Tuesday, November 25, 2014
göce köftesi
halk dilinde göcü köttüsü yani göce köftesi afyon yöresine ait bir yemek..
sevgili arkadaşım ayça'nin annesi ile birlikte yaptık, yedik. işte size tarif..
1 su brd ince bulgur
1/2 su brd göce, aşurelik bulgurun ince öğütülmüşü (eğer bunu bulamazsanız gene ince bulgur)
1 yemek kaşığı tarhana
1 yemek kaşığı nane
1 tatlı kaşığı tuz
1 yumurta
un
sosu için
1 soğan
zeytinyağ
domates salçası
nane
üzeri için
sarımsaklı yoğurt
nane
bulgur, nane, tuz ve tarhanayı bir kapta üzerine çıkacak kadar kaynar su ile ıslatıyoruz. üzerini kapatıp yaklaşık 1 saat bekletiyoruz.
sonra bulgurların üzerine yumurta kırıp, elimizle biraz un serpiştirip hamur gibi yoğurmaya başlıyoruz. sürekli azar azar un ve su katarak ve bulguru yoğurarak yumuşak bir hamur elde etmeye çalışıyoruz.
hamur hazır olunca avcumuza yumurta büyüklüğünde bir parça alıp iki elimizle silindir gibi yapıp ucundan koparttığımız küçük parçaları ıslattığımız avuç içimizde yuvarlıyoruz. hafif unlanmış bir tepsinin içine yanyana bilye büyüklüğündeki köfteleri diziyoruz. bu iş sırasında yanımıza aldığımız bir kase su ile sıksık avuç içimizi ıslatıyoruz.
bütün köfteler hazır olduğunda bir tencerede hafif tuz attığımız kaynar suya köfteleri teker teker atıp mantı gibi haşlıyoruz. 15-20 dakika yetiyor.
biz de bu sırada köftenin sosunu hazırlıyoruz..
soğanı ince ince yemeklik doğruyoruz. zeytinyağda az tuzla iyice kavuruyoruz. salça ve nane ekleyip sosumuzu hazırlıyoruz.
haşladığımız suyun içinde demlenen köfteleri hafif sulu bir şekilde tabaklara koyuyoruz. tıpkı mantı gibi üzerinde yoğurt ve salça sosu ile servis yapıyoruz. en üste gene bol nane koyuyoruz.
mantı ve köfte arası harika bir yemek :)
Wednesday, November 19, 2014
zencefilli kurabiye
bu bir yılbaşı zamanı isveç klasiği. yeni yıla daha vakit var ama şimdiden marketlerde görülmeye başladı. pepparkaka büyük kutuların içinde satılan incecik kurabiye-bisküvi arası birşeydir. genelde kalp şeklinde oluyor ama çocuk şeklinde olanları da var. geçenlerde bu kalıpları aldım bir yerden. öyle olunca da aklıma takıldı bu kurabiyeler. daha önce hiç kullanmamıştım, evde toz zencefil yoktu. bugün alınca artık daha fazla dayanamadım ve bu akşam ada ile bu kurabiyeleri yaptık :)
1/2 cup tereyağ (120 gr)
1/2 cup toz şeker (100 gr)
1/2 cup pekmez (120 ml)
1 yumurta sarısı
1/2 tatlı kaşığı kabartma tozu
1/2 tatlı kaşığı karbonat
1/2 tatlı kaşığı toz tarçın
1/2 tatlı kaşığı toz zencefil
un
önce tereyağını eritip sıcak sıcak şekerle karıştırdım. çırpma teliyle iyice çırptım şeker erisin diye. sonra üzerine malzemeleri yukardaki sırayla koyup karıştırmaya devam ettim.
kaşık kaşık un ekledim. kek hamuru kıvamından çıkıp daha katı kurabiye hamuru haline geldi. oldukça yağlı bir hamur olduğu için hep çok yumuşak oluyor zaten. fazla un koyup çok katı olmasını beklemeyin.
daha sonra hamuru mutfak tezgahına alıp hem merdane hem de elle açarak yarım santim inceliğine getirip hamur kalıplarıyla kestim. daha doğrusu ada ile kestik.
hamuru tek ve büyük bir plaka haline getirmeyip daha küçük parçalarla aynı işlemi pek çok kez yaparak devam ettim.
kurabiyeleri yağlı kağıt serdiğim fırın tepsisine dizdim. önceden ısıtılmış 175 derece fırında 10-15 dakika piştiler. kurabiyeler ince olduğu için çok çabuk pişiyorlar. yanmamasına dikkat etmek lazım.
kıtır kıtır ve mis kokulu, isveç'teki adıyla pepparkaka'larımız hazır olmuş oldu :)
Wednesday, August 27, 2014
peynirli kek
1 su bardağı lor peyniri
1 su bardağı yoğurt
1/2 demet ince doğranmış dereotu
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı karbonat
1 çay bardağı zeytinyağı
2 yumurta, birinin sarısı ayrılacak
un
tüm malzemeler ölçülü, un hariç. unu göz kararı koyacaksınız. normal bir kek hamurundan çok daha katı oluyor bunun kıvamı.
tüm malzemeleri karıştırıp sonra herhangi bir kek kalıbına doldurup ayırdığımız yumurta sarısını da fırça ile üzerine sürüyoruz.
180 derece fırında pişiyor.
Sunday, August 17, 2014
erik reçeli
bu şehirde merkezden çok uzaklaşmadan da bahçeli evde yaşamak ve doğa ile iç içe olmak mümkün. hem de ne doğa. yanı başınızda orman, göl ile birlikte yaşarken bile bir yandan da şehrin en merkezine metro ile yarım saat uzaklıktasınız.
bikaç gün önce bir arkadaşımın annesinin evine gittik. ana karanın hemen yanındaki büyük adalardan birinde oturuyorlar. bahçelerinden erik ve elma topladık. erikler minik ve minik ve çok güzeldi. reçel yapmak geldi aklıma. internette bakındım biraz. çok basit bir tarif buldum. deneyenler de memnun kalmışlardı. ben de denedim. gayet güzel bir reçel oldu. kış için bir kavanoz mis gibi reçelimiz var şimdi.
750 gr erik
2 su bardağı şeker
1.5 su bardağı su
1 çorba kaşığı limon suyu
su bardağım çok büyük bir bardak değildi. su ve şekeri bir tencereye koyup ocakta kaynamaya bıraktım. bu sırada da yıkanmış erikleri önce ikiye ayırıp sonra çekirdeğini çıkarıp yarıdan tekrar ikiye böldüm.
şerbet hafif koyulaşınca erikleri de içine attım. arada çok hafif karıştırarak erikleri pişirdim. belk daha az pişirsem erikler daha diri duracaktı ancak biraz sulu oldu gibi geldi. reçelin koyulaşmasını bekledim ve bu sırada da erikler epey pişmiş oldu. ocaktan indirmeye yakın limon suyunu da ekledim.
işte bu kadar. çok sıcaklığı biraz geçince kavanoza doldurdum. soğuyunca da kapağını kapatıp dolaba kaldırdım.
küçük bir kase reçeli ise 5 çayında pişi ve beyaz peynirle yedik..
Tuesday, August 5, 2014
kuşkonmazlı pizza
25 gr kuru maya (2 paket kullandım)
2.5 dl ılık su
1 çay kaşığı tuz
1 yemek kaşığı zeytinyağ
6-7 dl tam buğday unu
2 dl creme fraiche
2 dl pizzaya uygun rendelenmiş peynir
1 tatlı kaşığı bal
250 gr taze kuşkonmaz
üzeri için yeşillik
tarifte, pizza illa da domates sosu ile olmak zorunda değil, peynirli bir krema sosu ile de olabilir diyor..
un, tuz, zeytinyağ, maya ve suyu yoğurup yumuşak güzel bir hamur elde ediyoruz. yaklaşık 15-20 dakika yoğuruyoruz. sonra üzerini örtüp yarım saat kadar hamurun kabarmasını bekliyoruz.
hamuru unlu bir zemine alıp ikiye bölüyoruz. düz yemek tabağından daha büyük olacak kadar açıyoruz. hem elle hem de merdane ile şekil verdim. sonra yapışmaz kağıt serdiğimiz fırın tepsisinin üzerine koyuyoruz.
creme fraische, peynir ve balı bir kapta karıştırıyoruz. yarısını ilk pizza hamurunun üzerine sürüyoruz.
kuş konmazların da yarısının sap kısımlarının en kalın yerlerini kesip atıyoruz. çok kalınları varsa onları da boylamasına ikiye bölüyoruz. sonra iki üç parçaya bölüp pizzanın üzerine serpiştiriyoruz. üzerine de karabiber ekiyoruz.
225 derece fırında 15-20 dakika pişiyor. peynirler kızarmaya başlayınca çıkartıyoruz.
ilk pizza pişerken ikinci hamurumuzu da hazırlıyoruz. kalan malzemeleri pizza hamuruna yukardaki gibi yerleştiriyoruz. hemen arkasından ikincisini de pişiriyoruz. iki pizzayı arka arkaya aynı tepside pişirdim. pizzalar kocaman oldu. aynı tepside pişmeleri mümkün değildi.
fırından çıkan pizzanın hafif soğumasını bekleyip minik ıspanak ve bir çeşit roka karışımı yeşilliklerle süsledim. kolay bir vejeteryan pizza oldu.
Subscribe to:
Posts (Atom)






